Monday, 7 December 2015

Büyük Başarı! LANGANA Infinitive'leri tercüme ediyor

ÖNEMLİ BAŞARI!

LANGANA İngilizceden Türkçeye otomatik tercüme programı INFINITIVE'leri GOOGLE, BING, YANDEX gibi önemli tercüme programlarının tümünden daha başarılı olarak neredeyse tam başarı ile tercüme etti.  Aşağıdaki dosyada INFINITIVE için geliştirdiğim bütün testcaseleri önce LANGANA sonra YANDEX çıktıları şeklinde verilmiştir.  Kısa bir inceleme sonuçların ne kadar şaşırtıcı olduğunu ortaya koyar.


Sonuçları verirken, karşılaştığım sorunların gözlenebilmesi açısından bulabildiğim ve denediğim tüm testcaseleri hiç çıkarmadan sizlere sundum.  İlk bakışta  gözlenen LANGANA'nın YANDEX'te olduğu gibi bir phrase smoothing mekanizmasına sahip olması gerektiğidir.  Bir başka eksiklik kullandığım sözlüklerin eski ve yetersiz olmasıdır.  Malesef var olan sözlüklerde -e ve -i halleri, kelimenin işlevine göre ayrıştırılmış naalam belirtme gibi eksiklikler var.


Bu aşamada, ilk olarak GERUND, PARTICIPAL daha sonra artık birleşik cümlelerin tercümesine geçeceğim.  Söz ettiğim phrase smoothing ve sözlük problemlerini terüme yapısı tümü ile ayağa kalktıktan sonra ele almayı düşünüyorum.


Gelelim, bunun niye BÜYÜK BAŞARI olduğuna.  Dünyada ilk defa, Türk diline İngilizceden otomatik tercüme eden bir program phraseler de içeren INFINITIVEleri tercüme ediyor.  Bunun anlamı, küçük bir çocuğun dil öğrenirken ilk defa cümle yapılarını, bir dil işleme yapısını oluşturması gibi...  Artık oluşturduğum yazılım yapısı ile Türk diline özgü her türlü karışıklığı ele alarak tercüme yapabiliyorum.


Sanıyorum, 2-3 ay sonra GERUND, PARTICIPIAL ve birleşik  cümlelerin büyük kısmı bitmiş olacak.


Çalışmamın hak ettiği ilgiyi görmesi dileği ile.


Saygılar.


Ali R+ SARAL


Everyone wanted to go.     
Herkes gitmeyi istedi.      Herkesin gitmek istediği.
We must learn to sing.     
Biz söylemeyi öğrenmek zorundayız.      Şarkı söylemeyi öğrenmeliyiz.
He refuses to look.     
O bakmayı reddeder.      Bak reddediyor.
We must study to learn.     
Biz öğrenmeyi çalışmak zorundayız. +------------      Çalışma öğrenmemiz gerekir.
Most students plan to study.     
En öğrenciler çalışmayı planlar. +----------------      Çoğu öğrenci çalışma planı.
We began to learn.     
Biz öğrenmeye başladık.      Öğrenmeye başladık.
They suggested to pay.     
Onlar ödemeyi önerdiler.      Ödemeyi önerdiler.
She promised to return.     
O airway hava dönüş yoluyu söz verdi. +--------------      Geri dönmek için söz verdi.
We intended to leave early.     
Biz erken ayrılmaya niyet ettik.      Erken terk etmek istedik.
Trent expected to win.     
Trent kazanmayı bekledi.      Trent kazanması bekleniyor.
Brenda likes to drive fast.     
Brenda hızlı götürmeyi beğenir. +--------------------      Brenda hızlı araba kullanmayı sever.
He wants to learn.     
O öğrenmeyi ister.      Öğrenmek istiyor.
He forgot to talk.     
O konuşmayı unuttu.      Konuşmayı unuttu.
We must learn to experiment.     
Biz deneyi öğrenmek zorundayız. +----------------      Deney için öğrenmek gerekir.
He stood up to speak.     
O konuşmaya durdu. +-------------------      Konuşmak için ayağa kalktı.
He sat down to rest.     
O dinlenmeye oturdu. +-----------------      Dinlenmek için oturdu.
He rose to speak.     
O konuşmaya doğdu. +--------------------      Konuşmak için ayağa kalktı.
I like to study at school.     
Ben okulda çalışmayı beğenirim.       Okulda çalışmayı severim.
I do not like to cry publicly.     
Ben alenen ağlamayı beğenmem.      Alenen ağlamaya sevmiyorum.
Mary needs to leave early.     
Mary erken ayrılmaya ihtiyaç duyar.      Mary erken terk etmek zorunda kalacak.
I do not like to cry in public.     
Ben halk içinin içinde ağlamayı beğenmem. +---------------      Toplum içinde ağlamayı sevmiyorum.
We must learn to sing a song.     
Biz bir şarkı söylemeyi öğrenmek zorundayız.      Şarkı söylemeyi öğrenmeliyiz.
I forgot to close the window.     
Ben pencereyi kapatmayı unuttum.      Pencereyi kapatmak için unuttum.
I asked to see the records.     
Ben yazmaları görmeye sordum. +--------------------      Kayıtlarını görmek istediğimi söyledim.
I tried to see the stage.     
Ben sahneyi görmeyi denedim.      Sahne görmeye çalıştım.
Everybody likes to watch movies.     
Herkes filmleri seyretmeyi beğenir.      Herkes film izlemeyi sever.
He forgot to buy the book.     
O kitabı satın almayı unuttu.      Kitabı satın almak için unuttum.
He needs to buy a new car.     
O bir yeni otomobili satın almaya ihtiyaç duyar.      Yeni bir araba satın almak istiyor.
He likes to have a new car.     
O bir yeni otomobile sahip olmayı beğenir.      Yeni bir araba sahibi olmayı seviyor.
They decided to start a business together.     
Onlar biraraya bir işe başlamaya karar verdiler.       Birlikte iş başlatmaya karar verdi.
He really needs to study for the exam.     
O sınav için çalışmak için gerçekten ihtiyaç duyar.      Gerçekten sınava çalışması gerekiyor.
Nobody wanted to go to the conference.     
Hiç kimse toplantıya gitmeyi istedi. +----------------      Kimse Konferansına gitmek istedi.
He really needs to get his priorities in order.     
O onun prioritini almak için gerçekten ihtiyaç duyar. +--------------------      Gerçekten o sırada onun öncelikleri var.
He needs to buy a new car quickly.     
O çabucak bir yeni otomobili satın almaya ihtiyaç duyar.      Yeni bir araba hızlı bir şekilde satın almalı.
He needs to buy a new car for himself.     
O kendisi için bir yeni otomobili satın almaya ihtiyaç duyar.      Kendine yeni bir araba satın almak istiyor.
The company decided to reduce hours for everyone.     
Şirket herkes için saatları azaltmaya karar verdi.      Şirket herkes için saat düşürmeye karar verdi.
I am calling to place an order for delivery.     
Ben teslim için bir düzeni yer çağırıyorum. +------------------      Sipariş için aradım.
I am asking to make an order for delivery.     
Ben teslim için bir düzeni yapma soruyorum. +------------------      Teslimat için Sipariş yapmak istiyorum.
I am asking to make a delivery.     
Ben bir teslimi yapma soruyorum. +----------------------      Bir teslimat yapmak istiyorum.
This defect is thought to reflect a disturbance in an attentional system.     
Bu hata bir attentional sistemin içinde bir rahatsız etmeyi yansıtmaya düşünülür. +---------------      Bu kusur, dikkat sisteminde bir rahatsızlık yansıtır.
She always brings a book to read.     
O okumak için bir kitabı her zaman getirir.      O her zaman okumak için bir kitap getiriyor.
Richard waited the night to study.     
Richard çalışmak için geceyi bekledi.      Richard gece çalışması için bekledi.
He lacked the strength to resist.     
O karşı koymak için gücü -sizlik çekti. +--------------      Direnme gücü yoktu.
He did not have the strength to resist.     
O karşı koymak için güce sahip olmadı.      Direnme gücü kalmamıştır.
He bought some flowers to give to his wife.     
O onun karısına vermek için biraz çiçekleri satın aldı.      Çiçek karısına vermek için satın aldı.
He locked the door to keep everyone out.     
O dışarıyı  almak için kapıyı kilitledi. +----------------      Kapıyı herkes dışarıda tutmak için kilitledi.
Ali went to the door to open it.     
Ali onu açıkmak için kapıya gitti. +-------------      Ali kapıyı açmaya gitti.
He forgot to help me.     
O bana yardım etmeyi unuttu.      Bana yardım etmeyi unuttu.
He forgot to help to me.     
O bana yardım etmeyi unuttu.      Bana yardım etmeyi unuttu.
He forgot to help the teacher.     
O öğretmene yardım etmeyi unuttu.      Öğretmen yardım etmeyi unuttu.
He forgot to help to the teacher.     
O öğretmene yardım etmeyi unuttu.      Öğretmene yardım etmeyi unuttu.
He forgot to help to Ali.     
O aliye yardım etmeyi unuttu.      Ali'ye yardım etmeyi unuttu.
Phil tried to give me a gift.     
Phil bir armağanı bana vermeyi denedi.      Phil bana bir hediye vermeye çalıştım.
Phil agreed to give me a ride.     
Phil bir sürülmüşü bana vermek için hemfikir. +-----------------      Phil beni eve bırakmayı kabul etti.
Phil tried to give the teacher a gift.     
Phil bir armağanı öğretmene vermeyi denedi.      Phil öğretmen bir hediye vermeye çalıştım.
Phil tried to give me a gift.     
Phil bir armağanı bana vermeyi denedi.      Phil bana bir hediye vermeye çalıştım.
Phil tried to give the teacher a gift.     
Phil bir armağanı öğretmene vermeyi denedi.      Phil öğretmen bir hediye vermeye çalıştım.
 Phill told the teacher to give me a gift.     
Phill bir armağanı bana vermek için öğretmene anlattı.      Phill öğretmen bana bir hediye vermemi söyledi.
Phil helped the student to give the teacher a gift.     
Phil bir armağanı öğretmene vermek için öğrenciye yardım etti.      Phil öğrenci öğretmene bir hediye vermek için yardımcı oldu.
Phil helped the student to pass the exam.     
Phil sınavı geçmek için öğrenciye yardım etti.      Phil öğrenci sınavı geçmek için yardımcı oldu.
Phil told the student to give the teacher a gift.     
Phil bir armağanı öğretmene vermek için öğrenciye anlattı.      Phil öğrenci öğretmene bir hediye vermemi söyledi.
He forgot to help to me to speak English.     
O konuşmak için bana yardım etmeyi unuttu.      Benimle İngilizce konuşmak için yardım etmeyi unuttu.
He forgot to help the student to study his book.     
O onun kitabını çalışmak için öğrenciye yardım etmeyi unuttu.      Öğrenci kitap okumak için yardımcı unuttu.
You have convinced the director of the program to change her position.     
Siz durum ona değişmek için bilgisayar programının müdürüne inandırmışsınız. +xxxxxxxxxxxxxxxxxxxx      Program Müdürü pozisyonunu değiştirmek için ikna ettiniz.
She persuaded him to have lunch with her.     
O onun ile öğle yemeğine sahip olmak için onu ikna etti.      Onunla öğle yemeği yemek için onu ikna etti.
They helped their neighbour to fix his car.     
Onlar onun otomobilini saptamak için onların komşusuna yardım ettiler. +----------      Komşularının arabasını tamir etmek için yardım ettiler.
He told his assistant to send the parcel.     
O paket paketi göndermek için onun yardımcısına anlattı. +---------------      Asistanı parsel göndermek için söyledi.
I have a paper to write before class.     
Ben toplumsal sınıftan önce yazmak için bir kâğıta sahip olurum. +-----------      Dersten önce yazmam gereken şeyler var.
Their fathers advise them to study.     
Onların papazları çalışmak için onlara tavsiye eder. +-----------      Babaları onları incelemek için tavsiye.
Trent expected his group to win.     
Trent kazanmak için onun topluluğunu bekledi.      Trent grubunun kazanması bekleniyor.
She came to the city to look for work.     
O iş için bakmak için kente geldi.      İş aramak için şehre geldi.
I went to Spain to study the language.     
Ben dili çalışmak için ispanyaya gittim.      İspanya dil eğitimi almak üzere gittim.
He gave me the ability to understand science.     
O bilimi anlamak için yeteneği bana verdi.      Bana bilim anlama yeteneği verdi.
She organized a boycott to make a statement.     
O bir sözü yapmak için bir boykot kurdu. +-----------      Boykot, bir açıklama yapmak için organize etti.
He reminded me to buy milk.     
O satın almak için bana hatırlattı.+====================      Bana süt almak için hatırlattı.
They asked me to bring some food.     
Onlar biraz yiyeceği  getirmek için bana sordular.      Bana yemek getirmek istediler.
We need someone to help us.     
Biz bize yardım etmek için birisine ihtiyaç duyarız.      Bize yardımcı olacak birine ihtiyacımız var.
She forced the defendant to admit the truth.     
O gerçeği içeriye almak için sanığı zorladı.      Davalı gerçeği kabul etmeye zorladı.
I invite you to consider the evidence.     
Ben kanıtı iyice düşünüp taşınmak için sizi davet ederim.      Ben sana kanıt düşünmeye davet ediyorum.
My colleague asked me to send a fax to the customer.     
Benim meslektaşım alıcıya bir faksı göndermek için bana sordu.      Meslektaşım benim müşteri için bir faks göndermek istedi.
We persuaded her to come to the party.     
Biz eğlenti eğlentiye gelmek için onu ikna ettik. +-----------      Onu partiye gelmesi için ikna etti.
Phil helped the student to pass the exam.     
Phil sınavı geçmek için öğrenciye yardım etti.      Phil öğrenci sınavı geçmek için yardımcı oldu.
He helped the teacher to teach science.     
O bilimi öğretmek için öğretmene yardım etti.       Öğretmen dersleri için yardım etti.
Phill told the teacher to give me a gift.     
Phill bir armağanı bana vermek için öğretmene anlattı.      Phill öğretmen bana bir hediye vermemi söyledi.
We must learn the rules to study music.     
Biz müziği çalışmak için kuralları öğrenmek zorundayız.      Kuralları müzik okumak öğrenmek gerekir.
Brenda likes her friend to drive fast.     
Brenda hızlı götürmek için arkadaşı onu beğenir. +-----------      Brenda arkadaşı hızlı araba kullanmayı sever.
He helped the teacher to teach science to students.     
O öğrencilere bilimi öğretmek için öğretmene yardım etti.      Öğretmen öğrencilere bilim öğretmek için yardım etti.
He helped me to understand science.     
O bilimi anlamak için bana yardım etti.      Beni anlamak için yardımcı oldu.
He helped me to teach science.     
O bilimi öğretmek için bana yardım etti.       Bana bilim öğretmeye yardım etti.
I asked him to show me the records.     
Ben yazmaları bana göstermek için ona sordum.      Onu bana kayıtları göstermek için sordum.
He helped me to teach science to them.     
O onlara bilimi öğretmek için bana yardım etti.       Beni onlara dersleri için yardım etti.
My boss told me to do the reports before Friday.     
Benim patronum Cumadan önce raporları yapmak için bana anlattı.      Patronum Cuma önce raporlar yapmak için söyledim.
Phil helped the student to give the teacher a gift.     
Phil bir armağanı öğretmene vermek için öğrenciye yardım etti.      Phil öğrenci öğretmene bir hediye vermek için yardımcı oldu.
Phil told the student to give the teacher a gift.     
Phil bir armağanı öğretmene vermek için öğrenciye anlattı.      Phil öğrenci öğretmene bir hediye vermemi söyledi.
She asked me to give her some advice.     
O biraz tavsiyeyi ona vermek için bana sordu.      Benden ona bir tavsiye vermemi istedi.
I have a paper to write before class.     
Ben toplumsal sınıftan önce yazmak için bir kâğıta sahip olurum. +-------------      Dersten önce yazmam gereken şeyler var.
Their fathers advise them to study.     
Onların papazları çalışmak için onlara tavsiye eder. +-------------      Babaları onları incelemek için tavsiye.
Trent expected his group to win.     
Trent kazanmak için onun topluluğunu bekledi.      Trent grubunun kazanması bekleniyor.
She came to the city to look for work.     
O iş için bakmak için kente geldi.      İş aramak için şehre geldi.
I went to Spain to study the language.     
Ben dili çalışmak için ispanyaya gittim.      İspanya dil eğitimi almak üzere gittim.
He gave me the ability to understand science.     
O bilimi anlamak için yeteneği bana verdi.      Bana bilim anlama yeteneği verdi.
She organized a boycott to make a statement.     
O bir sözü yapmak için bir boykot kurdu. +-------------      Boykot, bir açıklama yapmak için organize etti.
He reminded me to buy milk.     
O satın almak için bana hatırlattı. +====================      Bana süt almak için hatırlattı.
They asked me to bring some food.     
Onlar biraz yiyeceği  getirmek için bana sordular.      Bana yemek getirmek istediler.
We need someone to help us.     
Biz bize yardım etmek için birisine ihtiyaç duyarız.      Bize yardımcı olacak birine ihtiyacımız var.
She forced the defendant to admit the truth.     
O gerçeği içeriye almak için sanığı zorladı.      Davalı gerçeği kabul etmeye zorladı.
I invite you to consider the evidence.     
Ben kanıtı iyice düşünüp taşınmak için sizi davet ederim.      Ben sana kanıt düşünmeye davet ediyorum.
My colleague asked me to send a fax to the customer.     
Benim meslektaşım alıcıya bir faksı göndermek için bana sordu.      Meslektaşım benim müşteri için bir faks göndermek istedi.
We persuaded her to come to the party.     
Biz eğlenti eğlentiye gelmek için onu ikna ettik.  +======================= DICT      Onu partiye gelmesi için ikna etti.
Phil helped the student to pass the exam.     
Phil sınavı geçmek için öğrenciye yardım etti.      Phil öğrenci sınavı geçmek için yardımcı oldu.
He helped the teacher to teach science.     
O bilimi öğretmek için öğretmene yardım etti.      Öğretmen dersleri için yardım etti.
Phill told the teacher to give me a gift.     
Phill bir armağanı bana vermek için öğretmene anlattı.      Phill öğretmen bana bir hediye vermemi söyledi.
We must learn the rules to study music.     
Biz müziği çalışmak için kuralları öğrenmek zorundayız.      Kuralları müzik okumak öğrenmek gerekir.
Brenda likes her friend to drive fast.     
Brenda hızlı götürmek için arkadaşı onu beğenir. +-------------      Brenda arkadaşı hızlı araba kullanmayı sever.
He helped the teacher to teach science to students.     
O öğrencilere bilimi öğretmek için öğretmene yardım etti.      Öğretmen öğrencilere bilim öğretmek için yardım etti.
He helped me to understand science.     
O bilimi anlamak için bana yardım etti.      Beni anlamak için yardımcı oldu.
He helped me to teach science.     
O bilimi öğretmek için bana yardım etti.      Bana bilim öğretmeye yardım etti.
I asked him to show me the records.     
Ben yazmaları bana göstermek için ona sordum. +-------------      Onu bana kayıtları göstermek için sordum.
He helped me to teach science to them.     
O onlara bilimi öğretmek için bana yardım etti.      Beni onlara dersleri için yardım etti.
My boss told me to do the reports before Friday.     
Benim patronum Cumadan önce raporları yapmak için bana anlattı.      Patronum Cuma önce raporlar yapmak için söyledim.
Phil helped the student to give the teacher a gift.     
Phil bir armağanı öğretmene vermek için öğrenciye yardım etti.      Phil öğrenci öğretmene bir hediye vermek için yardımcı oldu.
Phil told the student to give the teacher a gift.     
Phil bir armağanı öğretmene vermek için öğrenciye anlattı.      Phil öğrenci öğretmene bir hediye vermemi söyledi.
She asked me to give her some advice.     
O biraz tavsiyeyi ona vermek için bana sordu.      Benden ona bir tavsiye vermemi istedi.
To study is my teacher's love.     
Çalışmak benim öğretmenimin aşkıdır.      Çalışmak benim öğretmenim seviyorum.
To study begins with patience.     
Çalışmak sabır ile başlar.      Çalışma için sabır ile başlar.
To see Niagara Falls is surprising.     
Niagara çağlayanını görmek şaşırtıyor.      Niagara Şelalesi görmek şaşırtıcı.
To give money is a good thing.     
Parayı vermek bir iyi şeydir.      Para vermek iyi bir şeydir.
To give is a good thing.     
Vermek bir iyi şeydir.      Vermek iyi bir şey.
To give him money is a good thing.     
Ona parayı vermek bir iyi şeydir.      Ona para vermek için iyi bir şeydir.
To give money to beggars is a good thing.     
Parayı dilencilere vermek bir iyi şeydir.      Dilencilere para vermek iyi bir şeydir.
To give beggars money is a good thing.     
Dilenciler parayı vermek bir iyi şeydir.  ++++++++++++++++++++++ beggars money  HOW TO DIFFERENTIATE?      Dilencilere para vermek iyi bir şeydir.
To give Ali money is a good thing.     
Ali parasını vermek bir iyi şeydir. +++++++++++++++++++ Ali money n. + n. or compound noun?  HOW TO DIFF?      Ali para vermek iyi bir şeydir.
To give money to them is a good thing.     
Parayı onlara vermek bir iyi şeydir.      Onlara para vermek iyi bir şeydir.
To help is a good thing.     
Yardım etmek bir iyi şeydir.      Yardım etmek güzel bir şeydir.
To help the beggars is a good thing.     
Dilencilere yardım etmek bir iyi şeydir.      Dilenciler yardım etmek güzel bir şeydir.
To help Ali is a good thing.     
Aliye yardım etmek bir iyi şeydir.      Ali yardım etmek güzel bir şeydir.
To help him is a good thing.     
Ona yardım etmek bir iyi şeydir.      Ona yardım etmek iyi bir şeydir.
To teach is a good thing.     
Öğretmek bir iyi şeydir.      Öğretmek için iyi bir şeydir.
To teach students is a good thing.     
Öğrencileri öğretmek bir iyi şeydir.   +================ teach problem      Öğrencilere iyi bir şey.
To teach Ali is a good thing.     
Alini öğretmek bir iyi şeydir. +================ teach problem      Ali öğretmek için iyi bir şeydir.
To teach him is a good thing.     
Onu öğretmek bir iyi şeydir.  +================ teach problem      Onu öğretmek için iyi bir şeydir.
To teach science to students is a good thing.     
Bilimi öğrencilere öğretmek bir iyi şeydir.      Öğrencilere bilim öğretmek için iyi bir şeydir.
To teach science to them is a good thing.     
Bilimi onlara öğretmek bir iyi şeydir.      Onlara bilim öğretmek için iyi bir şeydir.
To read is a good thing.     
Okumak bir iyi şeydir.      Okumak için iyi bir şeydir.
To read novels is a good thing.     
Romanları okumak bir iyi şeydir.      Roman okumak iyi bir şeydir.
To read them is a good thing.     
Onları okumak bir iyi şeydir.      Onları okumak güzel bir şeydir.
To read Kuran is a good thing.     
Kuranı okumak bir iyi şeydir.      Kuran okumak güzel bir şeydir.
I was happy to help them.     
Ben onlara yardım etmek için mutluydum.       Onlara yardım etmek için mutluydum.
She will be happy to see you.     
O sizi görmek için mutlu olacak.      Seni görünce çok mutlu olacak.
He was strong enough to lift it.     
O onu kaldırmak için yeterli güçlüydü.      Bu kaldırmak için yeterince güçlü olduğunu.
She is rich enough to buy two.     
O ikiyi satın almak için yeterli zengindir.      İki almak için yeterince zengin.
The water was too cold to swim in.     
Su dahili yüzmek için soğuk çoktu. +---------------- DICT      Su yüzmek için çok soğuk oldu.
It is not enough to succeed.     
O başarmak için yeterli değildir.      Başarılı olmak için yeterli değildir.
It is insufficient to produce the disease.     
O hastalığı üretmek için yetersizdir.      Yetersiz hastalık üretmektir.
One strategy was to compare the rates of illness.     
Bir strateji hastalığın oranlarını karşılaştırmaktı.      Bir strateji hastalık oranları araştırıldı.
To study is simple.     
Çalışmak sadedir.      Çalışma basittir.
To study is my teacher's love.     
Çalışmak benim öğretmenimin aşkıdır.      Çalışmak benim öğretmenim seviyorum.
To wait seemed foolish.     
Beklemek saçma göründü.      Beklemek aptalca görünüyordu.
To learn is important.     
Öğrenmek önemlidir.      Öğrenmek için önemlidir.
His ambition is to climb.     
Onun hırsı tırmanmaktır.      Hırsı tırmanmak.
We must study to be successful.     
Biz başarılı var olmayı çalışmak zorundayız. +==============DICT to be problem      Çalışma başarılı olmak zorundayız.
We must study to become successful.     
Biz başarılı olmaya çalışmak zorundayız.      Çalışma başarılı olmak zorundayız.
Everyone wanted Carol to be the captain of the team.     
Herkes takımın kaptanı var olmak için carolu istedi. +-------------- DICT to be problem      Herkes Carol takımının kaptanı olmak istiyordu.
Everyone wanted Carol to become the captain.     
Herkes kaptan olmak için carolu istedi.      Herkes Carol kaptan olmak istiyordu.
Everyone wanted Carol to become the captain of the team.     
Herkes takımın kaptanı olmak için carolu istedi.      Herkes Carol takımının kaptanı olmak istiyordu.
The most important thing is to learn.     
En önemli şey öğrenmektir.      En önemli şey öğrenmektir.
He helped the teacher to teach science.     
O bilimi öğretmek için öğretmene yardım etti.      Öğretmen dersleri için yardım etti.
He helped the teacher to teach science to students.     
O öğrencilere bilimi öğretmek için öğretmene yardım etti.      Öğretmen öğrencilere bilim öğretmek için yardım etti.
He helped me to teach science.     
O bilimi öğretmek için bana yardım etti.      Bana bilim öğretmeye yardım etti.
He helped me to teach science to them.     
O onlara bilimi öğretmek için bana yardım etti.      Beni onlara dersleri için yardım etti.
To teach is a good thing.     
Öğretmek bir iyi şeydir.      Öğretmek için iyi bir şeydir.
To teach students is a good thing.     
Öğrencileri öğretmek bir iyi şeydir. +------------      Öğrencilere iyi bir şey.
To teach Ali is a good thing.     
Alini öğretmek bir iyi şeydir. +------------      Ali öğretmek için iyi bir şeydir.
To teach him is a good thing.     
Onu öğretmek bir iyi şeydir. +------------      Onu öğretmek için iyi bir şeydir.
To teach science to students is a good thing.     
Bilimi öğrencilere öğretmek bir iyi şeydir.      Öğrencilere bilim öğretmek için iyi bir şeydir.
To teach science to them is a good thing.     
Bilimi onlara öğretmek bir iyi şeydir.      Onlara bilim öğretmek için iyi bir şeydir.
I do not like to cry publicly.     
Ben alenen ağlamayı beğenmem.      Alenen ağlamaya sevmiyorum.
I do not like to cry in public.     
Ben halk içinin içinde ağlamayı beğenmem.      Toplum içinde ağlamayı sevmiyorum.
We can not afford to take a long holiday.     
Biz bir uzun tatili almaya gücü yetemeyebiliriz.      Uzun bir tatile lüksümüz yok.
I warned him not to drive too quickly.     
Ben çok çabucak götürmemek için onu uyardım.      Onu çok hızlı sürücü için uyarmıştım.
I asked her not to call.     
Ben seslenmemek için ona sordum.      Onu aramamanı söylemiştim.
I asked her not to call so late in the evening.     
Ben öyle geç seslenmemek için ona sordum.      Onu bu kadar geç bir saatte aramamasını istedim.
I called him not to congratulate him.  +-------------------DICT     
Ben  kutlamamak için onu çağırdım.      Onu tebrik etmek için aradım.
I tried not to do that.     
Ben onu yapmamayı denedim.      Bunu düşünmemeye çalıştım.
I worked not to do that.     
Ben onu yapmamaya çalıştım.      Yapmamaya çalıştım.
I decided not to go to London.     
Ben londona gitmemeye karar verdim.      Londra'ya gitmemeye karar verdim.
He asked me not to be late.     
O geç var olmamak için bana sordu. +---------------------DICT to be problem      Beni geç kalmamasını istedi.
I would like you not to sing so loudly.     
Ben yüksek sesle söylememek için sizi beğenecektim. +----------------requires phrase smoothing      Seni bu kadar yüksek sesle şarkı söylemek için değil istiyorum.
Is your tee too hot to drink?     
Sizin ilk vuruşun yapıldığı yeriniz içmek için sıcak çok mitur? +-------------DICT      Senin tee içmek için çok sıcak.
Why are they encouraged to learn English?     
Onlar niçin İngilizi öğrenmeye cesaretlendirilirler?       Neden İngilizce öğrenmek için teşvik ediyorlar mı?
Do you want to study?     
Siz çalışmayı ister misiniz?      Çalışmak istiyorsun?
Have you tried to find a job?     
Siz bir işi bulmayı denemiş misiniz?      Denedim bir iş bulmak zorunda mı?
Are you ready to go?     
Siz gitmek için hazır mısınız?      Gitmeye hazır mısın?
Have you prepared me to go?     
Siz gitmek için beni hazırlamış mısınız?      Bana gitmek için hazır mı?
Is your lunch time too late to eat?     
Sizin öğle yemeği zamanınız yemek için çok geç midir?      Yemek yemek için çok mu geç?
Remember to turn the lights out.     
Dışına ışıkları çevirmeyi hatırlayın. ++---------------DICT      Işıkları söndürmeyi unutma.
Remember to close the door.     
Kapıyı kapatmayı hatırlayın.      Kapıyı kapatmayı unutma.
Help me to study science.     
Bilimi çalışmak için bana yardım edin.      Bana bilim çalışması için yardımcı olur.
Do not forget to study science.     
Bilimi çalışmayı unutmayın.      Bilimi okumayı unutmayın.
Do not tell him to come early.     
Erken gelmek için ona anlatmayın.      Ona erken gelmesini söyle.
Please do not tell him to come early.     
Erken gelmek için ona anlatmayın lutfen.      Lütfen ona erken gelmesini söyle.
Please remind me to call Mr Jones tomorrow morning.     
Yarın sabah Bay jonesi seslenmek için bana lutfen hatırlatınız.      Bana Bay Jones yarın sabah Ara hatırlat lütfen.
Please tell him not to smoke here.     
Burada dumanmamak için ona lutfen anlatınız. +---------------DICT      Onu burada sigara içmemesini söyle lütfen.
Please tell him not to shout here.     
Burada bağırmamak için ona lutfen anlatınız.      Onu burada bağırmak olmadığını söyle lütfen.
When will you try to succeed?     
Siz ne zaman başarmayı deneyeceksiniz?      Ne zaman başarılı olmak için çaba gösterir misiniz?
What are you trying to do?     
Siz ne yapmayı deniyorsunuz?      Yapmaya çalıştığınız şey nedir?
Where are you staying to sleep?     
Siz nerede uyumaya kalıyorsunuz?      Nerede uyumak kalıyorsun?
Which book are you reading to prepare?     
Siz hazırlamak için hangi kitabı okuyorsunuz?      Hangi kitabı hazırlamak için okuyorsun?
Whom are you listening to learn?     
Siz öğrenmek için kime dinliyorsunuz? +-------------DICT      Öğrenmek için seni dinleyen kim?
How are you preparing to go?     
Siz gitmek için nasıl hazırlıyorsunuz?      Nasıl gitmek için hazırlanıyor musun?
Who is working to repair the accident?     
Kim kazayı onarmaya çalışıyor?      Kaza onarmak için çalışan kim?
He studied English in order to pass the exam.     
O sınavı geçmek için İngilizi çalıştı.      Sınavı geçmek için İngilizce eğitimi aldı.
Ali worked in summers in order to save money.     
Ali kurtarma paraya yazların içinde çalıştı.       Ali para kazanmak için yazları çalıştı.
She worked hard to pass.     
O geçmek için sert çalıştı.      Sabit geçirmeye çalıştı.
She worked hard in order to pass.     
O geçmek için sert çalıştı.      Sabit sipariş geçmek için çok çalıştı.
To reach him, I had to wait for five minutes on the line.     
Ona uzanmak ben içini kaplamanın üstünde beş dakika için beklemeye.       Ona ulaşmak için, hatta beş dakika beklemek zorunda kaldım.
He studied English in order to pass the exam.     
O sınavı geçmek için İngilizi çalıştı.      Sınavı geçmek için İngilizce eğitimi aldı.
Ali worked in summers in order to save money. +-------------------- DICT     
Ali kurtarma paraya yazların içinde çalıştı.      Ali para kazanmak için yazları çalıştı.
She worked hard to pass.     
O geçmek için sert çalıştı. +-------------------- DICT      Sabit geçirmeye çalıştı.
She worked hard in order to pass.     
O geçmek için sert çalıştı.      Sabit sipariş geçmek için çok çalıştı.
To reach him, I had to wait for five minutes on the line.     
Ona uzanmak ben içini kaplamanın üstünde beş dakika için beklemeye. +----------------COMPLEX SENTENCE      Ona ulaşmak için, hatta beş dakika beklemek zorunda kaldım.
He helped me in order to succeed.     
O başarmak için bana yardım etti.      Başarılı olmak için bana yardım etti.
He helped me in order to succeed.     
O başarmak için bana yardım etti.      Başarılı olmak için bana yardım etti.
He helped me in order not to succeed.     
O başarmamak için bana yardım etti.      Başarılı olmak için bana yardım etti.
He helped me so as to succeed.     
O başarmak için bana yardım etti.      Başarılı olmak için bana yardım etti.
He helped me so as not to succeed.     
O başarmamak için bana yardım etti.      Başarılı olmak için bana yardım etti.
I know how to succeed.     
Ben başarmayı bilirim.      Başarılı olmak için nasıl biliyorum.
Tell me how to succeed.     
Başarmak bana anlatın.      Başarılı olmak için nasıl söyle.
I do not know how to succeed.     
Ben başarmayı bilmem.      Başarılı olmak için nasıl bilmiyorum.
Do you know how to succeed?     
Siz başarmayı bilir misiniz?      Başarılı olmak için nasıl biliyor musunuz?
I know how to succeed.     
Ben başarmayı bilirim.      Başarılı olmak için nasıl biliyorum.
Tell me how to succeed.     
Başarmak bana anlatın.      Başarılı olmak için nasıl söyle.
I do not know how to succeed.     
Ben başarmayı bilmem.      Başarılı olmak için nasıl bilmiyorum.
Do you know how to succeed?     
Siz başarmayı bilir misiniz?      Başarılı olmak için nasıl biliyor musunuz?
We showed them how to use the new equipment.     
Biz yeni donatmayı kullanmak için onları gösterdik.  +----------------show verb DIR problem      Yeni ekipman nasıl kullanılacağını onlara gösterdik.
Phill gave the book.     
Phill kitabı verdi.      Phill kitap verdi.
Phill gave the teacher the book.     
Phill kitabı öğretmene verdi.      Phill öğretmen kitabı verdi.
Phill gave me the book.     
Phill kitabı bana verdi.      Phill kitabı bana verdi.
He told a short story to his son.     
O onun oğuluna bir kısa öyküyü anlattı.      Oğluna kısa bir hikaye anlattı.
He told his son a short story.     
O bir kısa öyküyü onun oğuluna anlattı.      Oğlu kısa bir hikaye anlattı.
He told his son the short story.     
O kısa öyküyü onun oğuluna anlattı.      Oğlu kısa hikaye anlattı.
He told his son a short story to explain.     
O açıklamak için bir kısa öyküyü onun oğuluna anlattı.      Oğlu açıklamak için kısa bir hikaye anlattı.
He told the story to explain.     
O açıklamak için öyküye anlattı.  +----------------------WRONG tell sb stg.      Hikaye anlatmak için söyledi.
He told the teacher the story to explain.     
O açıklamak için öyküyü öğretmene anlattı.      Öğretmen açıklamaya hikayesini anlattı.
He told me the story to explain.     
O açıklamak için öyküyü bana anlattı.      Anlatacak hikaye anlattı.
He helped the teacher to teach science.     
O bilimi öğretmek için öğretmene yardım etti.      Öğretmen dersleri için yardım etti.

Thursday, 26 November 2015

English - Turkish translation Engine LANGANA's INFINITIVES output comparison with YANDEX


NOTE:
question, interrogative, negative, negative question, imperative sentence cases and infinitive phrase with the noun functionality will be implemented soon. The full comparsion results will be available here.


LANGANA         YANDEX
---------------------------------------------------------
 He forgot to talk.
O konuşmayı unuttu.      Konuşmayı unuttu.


I tried to see the stage.
Ben sahneyi görmeyi denedim.   Sahne görmeye çalıştım. ERROR


Everybody likes to watch movies.
Herkes filmler seyretmeyi beğenir.  Herkes film izlemeyi sever.


He forgot to buy the book.
O kitabı satın almayı unuttu.   Kitabı satın almak için unuttum. ERROR


 He helped me to understand science.
O bilimi anlamaya bana yardım etti.   Beni anlamak için yardımcı oldu. ERROR


He helped me to teach science.
O bilimi öğretmeye bana yardım etti.   Bana bilim öğretmeye yardım etti.


He helped the teacher to teach science.
O bilim öğretmek için öğretmene yardım etti. Öğretmen dersleri için yardım etti. ERROR


 He forgot to help me.
O bana yardım etmeyi unuttu.    Bana yardım etmeyi unuttu.


He forgot to help to me.
O bana yardım etmeyi unuttu.    Bana yardım etmeyi unuttu.


He forgot to help the teacher.
O öğretmene yardım etmeyi unuttu.   Öğretmen yardım etmeyi unuttu. ERROR


He forgot to help to the teacher.
O öğretmene yardım etmeyi unuttu.   Öğretmene yardım etmeyi unuttu.


He forgot to help to Ali.
O aliye yardım etmeyi unuttu.    Ali'ye yardım etmeyi unuttu.


We must learn to sing.
Biz söylemeği öğrenmek zorundayız.    Şarkı söylemeyi öğrenmeliyiz.


We must learn to sing a song.
Biz bir şarkı söylemeği öğrenmek zorundayız. Şarkı söylemeyi öğrenmeliyiz.


Phill gave the book.
Phill kitabı verdi.      Phill kitap verdi. ERROR


Phill gave the teacher the book.
Phill kitabı öğretmene verdi.   Phill öğretmen kitabı verdi. ERROR


Phill gave me the book.
Phill kitabı bana verdi.    Phill kitabı bana verdi.


Phil helped the student to give the teacher a gift.
Phil bir armağanı öğretmene vermeye öğrenciye yardım etti.   Phil öğrenci öğretmene bir hediye vermek için yardımcı oldu. ERROR


 She persuaded him to have lunch with her.
O onun ile öğle yemeğine sahip olmak için onu ikna etti.  Onunla öğle yemeği yemek için onu ikna etti.


He told his assistant to send the parcel.
O paketi göndermek için onun yardımcısına anlattı.    Asistanı parsel göndermek için söyledi. ERROR


 He told a short story to his son.
O onun oğuluna bir kısa öyküyü anlattı.       Oğluna kısa bir hikaye anlattı.


He told his son a short story.
O bir kısa öyküyü onun oğuluna anlattı.       Oğlu kısa bir hikaye anlattı. ERROR


He told his son the short story.
O kısa öyküyü onun oğuluna anlattı.        Oğlu kısa hikaye anlattı. ERROR


He told his son a short story to explain.
O açıklamak için bir kısa öyküyü onun oğuluna anlattı.   Oğlu açıklamak için kısa bir hikaye anlattı. ERROR


 He told the teacher the story to explain.
O açıklamak için öyküyü öğretmene anlattı.      Öğretmen açıklamaya hikayesini anlattı. ERROR


He told me the story to explain.
O açıklamak için öyküyü bana anlattı.       Anlatacak hikaye anlattı. ERROR


We must learn to sing.
Biz söylemeği öğrenmek zorundayız.   Şarkı söylemeyi öğrenmeliyiz.
 
He refuses to look. 
O bakmayı reddeder.                         Bak reddediyor. ERROR


We must learn to sing a song.
Biz bir şarkı söylemeği öğrenmek zorundayız.  Şarkı söylemeyi öğrenmeliyiz.  

I forgot to close the window.
Ben pencereyi kapatmayı unuttum.   Pencereyi kapatmak için unuttum  ERROR


She always brings a book to read.
O okumak için bir kitabı her zaman getirir.  O her zaman okumak için bir kitap getiriyor.


Richard waited the night to study.
Richard çalışmak için geceyi bekledi.   Richard gece çalışması için bekledi. ERROR

He forgot to help to me to talk.
O konuşmak için bana yardım etmeyi unuttu.  Benimle konuşmak yardımcı olmak için unuttu. ERROR

He forgot to help to me to speak English.
O İngiliz konuşmak için bana yardım etmeyi unuttu.  Benimle İngilizce konuşmak için yardım etmeyi unuttu. ERROR


He forgot to help the student to study his book.  
O onun kitabını çalışmak için öğrenciye yardım etmeyi unuttu. Öğrenci kitap okumak için yardımcı unuttu.  ERROR


She persuaded him to have lunch with her.  
O onun ile öğle yemeğine sahip olmak için onu ikna etti. Onunla öğle yemeği yemek için onu ikna etti.

They helped their neighbour to fix his car.  
Onlar onun otomobilini tamir etmek için onların komşusuna yardım ettiler. Komşularının arabasını tamir etmek için yardım ettiler.


She always brings a book to read.
O okumak için bir kitabı her zaman getirir.  O her zaman okumak için bir kitap getiriyor.


Phil tried to give me a gift.
Phil bir armağanı bana vermeyi denedi.   Phil bana bir hediye vermeye çalıştım. ERROR
 
He told his assistant to send the parcel.
O paketi göndermek için onun yardımcısına anlattı.  Asistanı parsel göndermek için söyledi. ERROR
 
Richard waited the night to study.
Richard çalışmak için geceyi bekledi.   Richard gece çalışması için bekledi. ERROR

I have a paper to write before class.
Ben toplumsal sınıftan önce yazmak için bir kâğıta sahip olurum.    Dersten önce yazmam gereken şeyler var. ERROR


Their fathers advise them to study.
Onların papazları çalışmak için onlara tavsiye eder.  Babaları onları incelemek için tavsiye. ERROR

Trent expected his group to win.
Trent kazanmak için onun topluluğunu bekledi.  Trent grubunun kazanması bekleniyor. ERROR

She came to the city to look for work.
O iş için bakmak için kente geldi.   İş aramak için şehre geldi.
 
I went to Spain to study the language.
Ben dili çalışmak için ispanyaya gittim.  İspanya dil eğitimi almak üzere gittim. ERROR

He gave me the ability to understand science.  
O bilimi anlamak için yeteneği bana verdi.  Bana bilim anlama yeteneği verdi.
 
She organized a boycott to make a statement.  
O bir sözü yapmak için bir boykot kurdu.     Boykot, bir açıklama yapmak için organize etti. ERROR


He reminded me to buy milk.
O sütü satın almak için bana hatırlattı.  Bana süt almak için hatırlattı. 

They asked me to bring some food.
Onlar  bana yemek getirmek için sordular.    Bana yemek getirmek istediler.

We need someone to help us.
Biz bize yardım etmek için birisine ihtiyaç duyarız.   Bize yardımcı olacak birine ihtiyacımız var.
 
She forced the defendant to admit the truth.  
O gerçeği kabul etmek için sanığı zorladı.   Davalı gerçeği kabul etmeye zorladı.  ERROR

I invite you to consider the evidence.
Ben kanıtı iyice düşünüp taşınmak için sizi davet ederim. Ben sana kanıt düşünmeye davet ediyorum. ERROR


My colleague asked me to send a fax to the customer. 
Benim meslektaşım alıcıya bir faksı göndermek için bana sordu.    Meslektaşım benim müşteri için bir faks göndermek istedi. ERROR


Phil helped the student to pass the exam.  
Phil sınavı geçmek için öğrenciye yardım etti.  Phil öğrenci sınavı geçmek için yardımcı oldu. ERROR


Phill told the teacher to give me a gift.
Phill bir armağanı bana vermek için öğretmene anlattı. Phill öğretmen bana bir hediye vermemi söyledi. ERROR


Brenda likes her friend to drive fast.
Brenda hızlıca götürmek için onun arkadaşıyı beğenir.  Brenda arkadaşı hızlı araba kullanmayı sever. ERROR


I asked him to show me the records.
Ben yazmaları bana göstermek için ona sordum.  Onu bana kayıtları göstermek için sordum.
He helped the teacher to teach science to students. 

O öğrencilere bilimi öğretmek için öğretmene yardım etti. Öğretmen öğrencilere bilim öğretmek için yardım etti. ERROR


He helped me to teach science to them.
O onlara bilimi öğretmek için bana yardım etti.          Beni onlara dersleri için yardım etti. ERROR

My boss told me to do the reports before Friday.  
Benim patronıu Cumadan önce raporları yapmak için bana anlattı.  Patronum Cuma önce raporlar yapmak için söyledim. ERROR


Phil helped the student to give the teacher a gift.  
Phil bir armağanı öğretmene vermek için öğrenciye yardım etti.Phil öğrenci öğretmene bir hediye vermek için yardımcı oldu. ERROR


Phil told the student to give the teacher a gift.  
Phil bir armağanı öğretmene vermek için öğrenciye anlattı. Phil öğrenci öğretmene bir hediye vermemi söyledi. ERROR


She asked me to give her some advice.
O biraz tavsiyeyi ona vermek için bana sordu.  Benden ona bir tavsiye vermemi istedi. ERROR











Thursday, 19 November 2015

LANGANA - English Language Sentence Patterns Including INFINITIVES


Everyone wanted to go. (---------------HERKES GİTMEYİ İSTEDİ.
We must learn to sing.
He refuses to look.
We must study to learn.
Most students plan to study.
We began to learn.
They offered to pay.
They neglected to pay.
She promised to return.
We intended to leave early.
Trent expected to win.
Brenda likes to drive fast.
He wants to learn.


We must learn to sing a song. (-------------BİR ŞARKI SÖYLEMEYİ ÖĞRENMEK ZORUNDAYIZ.
I forgot to close the window.
I asked to see the records.

She always brings a book to read. (--------- O OKUMAK İÇİN BİR KİTABI HERZAMAN GETİRİR.
Richard waited the night to study.
He lacked the strength to resist.
He bought some flowers to give to his wife.


Phil tried to give me a gift. (-------------- PHILL BİR HEDİYEYİ BANA VERMEYE ÇALIŞTI.
Phil agreed to give me a ride.
Phil tried to give the teacher a gift.


He forgot to help to me to talk. (------------- O KONUŞMAK İÇİN BANA YARDIM ETMEYİ UNUTTU.  DOUBLE INFINITIVE PHRASE
He forgot to help to me to speak English.
He forgot to help the student to study his book.


I have a paper to write before class.(----------BEN DERSTEN ÖNCE YAZMAK İÇİN BİR MAKALEYE SAHİP OLURUM.
Their fathers advise them to study. (------------ BABALARI ÇALIŞMAK İÇİN ONLARA TAVSİYE VERDİ.
Trent expected his group to win. (---------------TRENT KAZANMAK İÇİN ONUN GRUBUNU BEKLEDİ.  ~~~~


She came to the city to look for work. (------------- İŞ İÇİN BAKMAYA ŞEHİRE GELDİ.  for usage
I went to Spain to study the language. (------------- DİLİ ÇALIŞMAK İÇİN İSPANYA'YA GİTTİ.
He gave me the ability to understand science. (---------------O BİLİMİ ANLAMAK İÇİN YETENEĞİ BANA VERDİ.
She organized a boycott to make a statement.


He reminded me to buy milk. (-----------------O SÜT ALMAK İÇİN BANA HATIRLATTI.
They asked me to bring some food.
We need someone to help us. (--------------BİZ BİZE YARDIM ETMEK İÇİN BİRİSİNE İHTİYAÇ DUYARIZ.
She forced the defendant to admit the truth.
I invite you to consider the evidence.
My colleague asked me to send a fax to the customer.
You have convinced the director of the program to change her position.
She persuaded him to have lunch with her.
They helped their neighbour to fix his car.
He told his assistant to send the parcel.


Phil helped the student to pass the exam. (---------------PHILL SINAVI GEÇMEK İÇİN ÖĞRENCİYE YARDIM ETTİ.
Phill told the teacher to give me a gift.
Brenda likes her friend to drive fast.
I asked him to show me the records.

He helped the teacher to teach science to students. (---------------O ÖĞRENCİLERE BİLİM ÖĞRETMEK İÇİN ÖĞRETMENE YARDIMCI OLDU.
He helped me to teach science to them.
My boss told me to do the reports before Friday.


Phil helped the student to give the teacher a gift (---------------O ÖĞRETMENE BİR HEDİYE VERMEK İÇİN ÖĞRENCİYE YARDIM ETTİ.
Phil told the student to give the teacher a gift.
She asked me to give her some advice.


To study music, we must learn the rules. (------------ÖĞRENMEK İÇİN KURALLARI ÖĞRENMEK ZORUNDAYIZ.----INFINITIVE PHRASE

To wait seemed foolish when decisive action was required. (--------------WHEN CLAUSE NOT IMPLEMENTED YET

To study is my teacher's love. (--------------ÇALIŞMAK ÖĞRETMENİMİN AŞKIDIR.
To study begins with patience.

I was happy to help them.  (--------------- ETC and EXCEPTIONS
She will be delighted to see you.
One strategy was to compare the rates of illness.
It is not enough to succeed.
It is insufficient to produce the disease.
To study is simple.
To study is my teacher's love.
To wait seemed foolish.
To learn is important.
His ambition is to fly.
We must study to be successful.
Why are they encouraged to learn English?
The most important thing is to learn.
Everyone wanted Carol to be the captain of the team.


Tom wanted me to help him prepare his presentation.  -----------------------------INFINITIVE WITHOUT TO NOT IMPLEMENTED YET
Phill gave the book.
Phill gave the teacher the book.
Phill gave me the book.

Wednesday, 11 November 2015

LANGANA İngilizce-Türkçe Otomatik tercüme programı IMPERATIVE test sonuçları (YANDEX ile karşılaştırmalı)

LANGANA                                                YANDEX
-------------------------------------------------------------------------------
Open.      
Açın.        Açın.  
. Open the door.      
Kapıyı açın.      Kapıyı aç!  
! Smile.      
Gülümseyin.       Gülümseme.   ERROR
. Eat.      
Yeyin.        Yemek.   ERROR
. Eat the food.      
Yiyeceği yeyin.      Yemek yemek.   ERROR
. Eat my apples.      
Benim elmalarımı yeyin.    Benim elma ye.   ERROR
. Enjoy some fresh apples.      
Biraz taze elmalar eğlenin.   ERROR Bazı taze elma tadını çıkarın.   ERROR
. You open your book.      
Siz sizin kitabınızı açarsınız.  Kitabını açın.   ERROR
. You open.      
Siz açarsınız.      Açın.  
. You open the door.      
Siz kapıyı açarsınız.    Kapıyı açın.  
. You smile.      
Siz gülümsersiniz.     Gülümsüyorsun.  
. You eat.      
Siz yersiniz.      Yemek.   ERROR
. you eat the food.      
Siz yiyeceği yersiniz.    yemek yemek.   ERROR
. You eat my apples.      
Siz benim elmalarımı yersiniz.  Benim elma yiyorsun.   ERROR
. You open your book.      
Siz sizin kitabınızı açarsınız.  Kitabını açın.   ERROR
. Help her.      
Ona yardım edin.     Ona yardım.   ERROR
. Help it.      
Ona yardım edin.     Yardım.   ERROR
. Eat it.      
Onu yeyin.       Ye.  
. Try it.      
Onu deneyin.      Bunu deneyin.   ERROR
. Break it.      
Onu kırın.       Kır.  
. Help us.      
Bize yardım edin.     Bize yardım et.  
. Help them.      
Onlara yardım edin.     Onlara yardım etmek.   ERROR
. Tell him.      
Onu anlatın.      Söyle!  
! Tell it.      
Onu anlatın.      Anlat.  
. You help her.      
Siz ona yardım edersiniz.   Ona yardım et.   ERROR
. You help it.      
Siz ona yardım edersiniz.   Sana yardım etmek.   ERROR
. You eat it.      
Siz onu yersiniz.     Ye.  
. You try it.      
Siz onu denersiniz.     Siz deneyin.  
. You break it.      
Siz onu kırarsınız.     Sen kır.  
. You help us.      
Siz bize yardım edersiniz.   Bize yardım et.   ERROR
. You help them.      
Siz onlara yardım edersiniz.  Onlara yardım edersin.  
. You tell him.      
Siz onu anlatırsınız.    Sen onu söyle.  
. You tell it.      
Siz onu anlatırsınız.    Sen söyle.   ERROR
. Eat this.      
Bunu yeyin.       Bu yemek.   ERROR
. Eat that.      
Onu yeyin.       O ye.   ERROR
. Eat those.      
Onları yeyin.      Bu yemek.   ERROR
. Eat these.      
Bunları yeyin.      Bu yemek.   ERROR
. You eat this.      
Siz bunu yersiniz.     Bu yemek.   ERROR
. You eat that.      
Siz onu yersiniz.     Yemek yemek için.   ERROR
. You eat those.      
Siz onları yersiniz.    Yenir.   ERROR
. You eat these.      
Siz bunları yersiniz.    Bu yiyorsun.   ERROR
. Stop.      
Durun.        Dur!  
! Give me the details.      
Ayrıntıları bana verin.    Bana bilgi ver!   ERROR
! Give the details to me.      
Bana ayrıntıları verin.    Bana bilgi ver!   ERROR
! Give me them.      
Onları bana verin.     Onları bana ver!  
! Give me the blue book.      
Mavi kitabı bana verin.    Bana mavi kitap ver.   ERROR
. Give me the book of science.      
Bilimin kitabını bana verin.  Bana bilim kitabı ver.   ERROR
. Speak to him.      
Ona konuşun.      Onunla konuşun!  
! Give them to me.      
Bana onları verin.     Onları bana ver!  
! Tell it to him.      
Ona onu anlatın.     Bunu ona söyle.  
. Tell this to him.      
Ona bunu anlatın.     Bunu ona söyle.  
. You tell this to him.      
Siz ona bunu anlatırsınız.   Bunu ona sen söyle.   ERROR
. Give the book to him.      
Ona kitabı verin.     Ona kitabı ver.   ERROR
. Give it to him.      
Ona onu verin.      Ona ver.   ERROR
. You speak to him.      
Siz ona konuşursunuz.    Onun gibi konuşuyorsun.   ERROR
. You give them to me.      
Siz bana onları verirsiniz.   Onları bana ver.  
. You tell it to him.      
Siz ona onu anlatırsınız.   Bunu ona söyle.  
. You tell this to him.      
Siz ona bunu anlatırsınız.   Bunu ona sen söyle.   ERROR
. You give the book to him.      
Siz ona kitabı verirsiniz.   Ona kitap ver.   ERROR
. You give it to him.      
Siz ona onu verirsiniz.    Ona istediğini verin.   ERROR
. You speak to him.      
Siz ona konuşursunuz.    Onun gibi konuşuyorsun.   ERROR
. You give them to me.      
Siz bana onları verirsiniz.   Onları bana ver.  
. You tell it to him.      
Siz ona onu anlatırsınız.   Bunu ona söyle.   ERROR
. You tell this to him.      
Siz ona bunu anlatırsınız.   Bunu ona sen söyle.   ERROR
. You give the book to him.      
Siz ona kitabı verirsiniz.   Ona kitap ver.   ERROR
. You give it to him.      
Siz ona onu verirsiniz.    Ona istediğini verin.   ERROR
. Open the door.      
Kapıyı açın.      Kapıyı açın.  
. Please open the door.      
Kapıyı lutfen açınız.    Lütfen kapıyı açın.  
. Open the door please.      
Lutfen kapıyı açınız.    Aç kapıyı lütfen.  
. Always do your homework.      
Sizin ev ödevinizi her zaman yapın. Her zaman ödevini yap.  
. Do come.      
Gelin.        Geliyor.    ERROR
. Do not go.      
Gitmeyin.       Gitmeyin.  

Sunday, 1 November 2015

LANGANA Interrogative Questions test results

LANGANA         YANDEX
---------------------------------------------------------------------
     Which book will have been studied?
Hangi kitap çalışılmış olacak?   Hangi kitabı okudu olacaktı?
     Which book do I study?
Ben hangi kitabı çalışırım?    Hangi kitabı çalışıyor muyum?

     Do they study?
Onlar çalışırlar mı?
     Do they open?
Onlar açarlar mı?
     Do they close?
Onlar kaparlar mı?
     What do you think?
Siz ne düşünürsünüz?
     Do they close?
Onlar kaparlar mı?
     What do I think?
Ben ne düşünürüm?
     What do you think?
Siz ne düşünürsünüz?
     What does he think?
O ne düşünür?
     What does she think?
O ne düşünür?
     What does it think?
O ne düşünür?
     What do we think?
Biz ne düşünürüz?
     What do they think?
Onlar ne düşünürler?
     What does a teacher teach?
Bir öğretmen ne öğretir?
     What do I teach?
Ben ne öğretirim?
     What do you teach?
Siz ne öğretirsiniz?
     What does she teach?
O ne öğretir?
     What does he teach?
O ne öğretir?
     What does it teach?
O ne öğretir?
     What do we teach?
Biz ne öğretiriz?
     What do they teach?
Onlar ne öğretirler?
      What am I studying?
Ben ne çalışıyorum?
       What are you studying?
Siz ne çalışıyorsunuz?
       What is she studying?
O ne çalışıyor?
       What are we studying?
Biz ne çalışıyoruz?
       What are they studying?
Onlar ne çalışıyorlar?
     What am I studying?
Ben ne çalışıyorum?
     When am I studying?
Ben ne zaman çalışıyorum?
     Where am I studying?
Ben nerede çalışıyorum?
     Why am I studying?
Ben niçin çalışıyorum?
     How am I studying?
Ben nasıl çalışıyorum?
      What was I studying?
Ben ne çalışıyordum?
       What were you studying?
Siz ne çalışıyordunuz?
       What was she studying?
O ne çalışıyordu?
       What were we studying?
Biz ne çalışıyorduk?
       What were they studying?
Onlar ne çalışıyorlardı?
     What was I studying?
Ben ne çalışıyordum?
     When was I studying?
Ben ne zaman çalışıyordum?
     Where was I studying?
Ben nerede çalışıyordum?
     Why was I studying?
Ben niçin çalışıyordum?
     How was I studying?
Ben nasıl çalışıyordum?
     What did I study?
Ben ne çalıştım?
     What did you study?
Siz ne çalıştınız?
     What did he study?
O ne çalıştı?
     What did we study?
Biz ne çalıştık?
     What did they study?
Onlar ne çalıştılar?
     What did I study?
Ben ne çalıştım?
     When did I study?
Ben ne zaman çalıştım?
     Where did I study?
Ben nerede çalıştım?
     Why did I study?
Ben niçin çalıştım?
     How did I study?
Ben nasıl çalıştım?
      What have I studied?
Ben ne çalışmışım?
       What have you studied?
Siz ne çalışmışsınız?
       What has she studied?
O ne çalışmış?
       What have we studied?
Biz ne çalışmışız?
       What have they studied?
Onlar ne çalışmışlar?
     What have I studied?
Ben ne çalışmışım?
     When have I studied?
Ben ne zaman çalışmışım?
     Where have I studied?
Ben nerede çalışmışım?
     Why have I studied?
Ben niçin çalışmışım?
     How have I studied?
Ben nasıl çalışmışım?
      What had I studied?
Ben ne çalışmıştım?
       What had you studied?
Siz ne çalışmıştınız?
       What had she studied?
O ne çalışmıştı?
       What had we studied?
Biz ne çalışmıştık?
       What had they studied?
Onlar ne çalışmıştılar?
     What had I studied?
Ben ne çalışmıştım?
     When had I studied?
Ben ne zaman çalışmıştım?
     Where had I studied?
Ben nerede çalışmıştım?
     Why had I studied?
Ben niçin çalışmıştım?
     How had I studied?
Ben nasıl çalışmıştım?
     What have I been studying?
Ben ne çalışıyormuşum?
     What have you been studying?
Siz ne çalışıyormuşsunuz?
     What has he been studying?
O ne çalışıyormuş?
     What have we been studying?
Biz ne çalışıyormuşuz?
     What have they been studying?
Onlar ne çalışıyormuşlar?
     What have I been studying?
Ben ne çalışıyormuşum?
     When have I been studying?
Ben ne zaman çalışıyormuşum?
     Where have I been studying?
Ben nerede çalışıyormuşum?
     Why have I been studying?
Ben niçin çalışıyormuşum?
     How have I been studying?
Ben nasıl çalışıyormuşum?
     What had I been studying?
Ben ne çalışıyordum?
     What had you been studying?
Siz ne çalışıyordunuz?
     What had he been studying?
O ne çalışıyordu?
     What had we been studying?
Biz ne çalışıyorduk?
     What had they been studying?
Onlar ne çalışıyordular?
     What had I been studying?
Ben ne çalışıyordum?
     When had I been studying?
Ben ne zaman çalışıyordum?
     Where had I been studying?
Ben nerede çalışıyordum?
     Why had I been studying?
Ben niçin çalışıyordum?
     How had I been studying?
Ben nasıl çalışıyordum?
----------------------------------
     What will I study?
Ben ne çalışacağım?
     What will you study?
Siz ne çalışacaksınız?
     What will he study?
O ne çalışacak?
     What will we study?
Biz ne çalışacağız?
     What will they study?
Onlar ne çalışacaklar?
     What will I study?
Ben ne çalışacağım?
     When will you study?
Siz ne zaman çalışacaksınız?
     Where will he study?
O nerede çalışacak?
     Why will we study?
Biz niçin çalışacağız?
     How will they study?
Onlar nasıl çalışacaklar?
     What would I study?
Ben ne çalışacaktım?
     What would you study?
Siz ne çalışacaktınız?
     What would he study?
O ne çalışacaktı?
     What would we study?
Biz ne çalışacaktık?
     What would they study?
Onlar ne çalışacaktılar?
     What would I study?
Ben ne çalışacaktım?
     When would you study?
Siz ne zaman çalışacaktınız?
     Where would he study?
O nerede çalışacaktı?
     Why would we study?
Biz niçin çalışacaktık?
     How would they study?
Onlar nasıl çalışacaktılar?
     What can I study?
Ben ne çalışabilirim?
     What can you study?
Siz ne çalışabilirsiniz?
     What can he study?
O ne çalışabilir?
     What can we study?
Biz ne çalışabiliriz?
     What can they study?
Onlar ne çalışabilirler?
     What can I study?
Ben ne çalışabilirim?
     When can you study?
Siz ne zaman çalışabilirsiniz?
     Where can he study?
O nerede çalışabilir?
     Why can we study?
Biz niçin çalışabiliriz?
     How can they study?
Onlar nasıl çalışabilirler?
     What could I study?
Ben ne çalışabilirdim?
     What could you study?
Siz ne çalışabilirdiniz?
     What could he study?
O ne çalışabilirdi?
     What could we study?
Biz ne çalışabilirdik?
     What could they study?
Onlar ne çalışabilirdiler?
     What could I study?
Ben ne çalışabilirdim?
     When could you study?
Siz ne zaman çalışabilirdiniz?
     Where could he study?
O nerede çalışabilirdi?
     Why could we study?
Biz niçin çalışabilirdik?
     How could they study?
Onlar nasıl çalışabilirdiler?
     What shall I study?
Ben ne çalışmalıyım?
     What shall you study?
Siz ne çalışmalısınız?
     What shall he study?
O ne çalışmalı?
     What shall we study?
Biz ne çalışmalıyız?
     What shall they study?
Onlar ne çalışmalılar?
     What shall I study?
Ben ne çalışmalıyım?
     When shall you study?
Siz ne zaman çalışmalısınız?
     Where shall he study?
O nerede çalışmalı?
     Why shall we study?
Biz niçin çalışmalıyız?
     How shall they study?
Onlar nasıl çalışmalılar?
     What should I study?
Ben ne çalışmalıydım?
     What should you study?
Siz ne çalışmalıydınız?
     What should he study?
O ne çalışmalıydı?
     What should we study?
Biz ne çalışmalıydık?
     What should they study?
Onlar ne çalışmalıydılar?
     What should I study?
Ben ne çalışmalıydım?
     When should you study?
Siz ne zaman çalışmalıydınız?
     Where should he study?
O nerede çalışmalıydı?
     Why should we study?
Biz niçin çalışmalıydık?
     How should they study?
Onlar nasıl çalışmalıydılar?
     What may I study?
Ben ne çalışabilirim?
     What may you study?
Siz ne çalışabilirsiniz?
     What may he study?
O ne çalışabilir?
     What may we study?
Biz ne çalışabiliriz?
     What may they study?
Onlar ne çalışabilirler?
     What may I study?
Ben ne çalışabilirim?
     When may you study?
Siz ne zaman çalışabilirsiniz?
     Where may he study?
O nerede çalışabilir?
     Why may we study?
Biz niçin çalışabiliriz?
     How may they study?
Onlar nasıl çalışabilirler?
     What might I study?
Ben ne çalışabilirdim?
     What might you study?
Siz ne çalışabilirdiniz?
     What might he study?
O ne çalışabilirdi?
     What might we study?
Biz ne çalışabilirdik?
     What might they study?
Onlar ne çalışabilirdiler?
     What might I study?
Ben ne çalışabilirdim?
     When might you study?
Siz ne zaman çalışabilirdiniz?
     Where might he study?
O nerede çalışabilirdi?
     Why might we study?
Biz niçin çalışabilirdik?
     How might they study?
Onlar nasıl çalışabilirdiler?
     What must I study?
Ben ne çalışmak zorundayım?
     What must you study?
Siz ne çalışmak zorundasınız?
     What must he study?
O ne çalışmak zorunda?
     What must we study?
Biz ne çalışmak zorundayız?
     What must they study?
Onlar ne çalışmak zorundalar?
     What must I study?
Ben ne çalışmak zorundayım?
     When must you study?
Siz ne zaman çalışmak zorundasınız?
     Where must he study?
O nerede çalışmak zorunda?
     Why must we study?
Biz niçin çalışmak zorundayız?
     How must they study?
Onlar nasıl çalışmak zorundalar?
     What ought to I study?
Ben ne çalışmalıydım?
     What ought to you study?
Siz ne çalışmalıydınız?
     What ought to he study?
O ne çalışmalıydı?
     What ought to we study?
Biz ne çalışmalıydık?
     What ought to they study?
Onlar ne çalışmalıydılar?
--------------------------------
     What ought to I study?
Ben ne çalışmalıydım?
     When ought to you study?
Siz ne zaman çalışmalıydınız?
     Where ought to he study?
O nerede çalışmalıydı?
     Why ought to we study?
Biz niçin çalışmalıydık?
     How ought to they study?
Onlar nasıl çalışmalıydılar?
     What am I going to be studying?
Ben ne çalışıyor olacağım?
     What are you going to be studying?
Siz ne çalışıyor olacaksınız?
     What is he going to be studying?
O ne çalışıyor olacak?
     What are we going to be studying?
Biz ne çalışıyor olacağız?
     What are they going to be studying?
Onlar ne çalışıyor olacaklar?
     What am I going to be studying?
Ben ne çalışıyor olacağım?
     When am I going to be studying?
Ben ne zaman çalışıyor olacağım?
     Where am I going to be studying?
Ben nerede çalışıyor olacağım?
     Why am I going to be studying?
Ben niçin çalışıyor olacağım?
     How am I going to be studying?
Ben nasıl çalışıyor olacağım?
     What was I going to be studying?
Ben ne çalışıyor olacaktım?
     What were you going to be studying?
Siz ne çalışıyor olacaktınız?
     What was he going to be studying?
O ne çalışıyor olacaktı?
     What were we going to be studying?
Biz ne çalışıyor olacaktık?
     What were they going to be studying?
Onlar ne çalışıyor olacaktılar?
     What was I going to be studying?
Ben ne çalışıyor olacaktım?
     When was I going to be studying?
Ben ne zaman çalışıyor olacaktım?
     Where was I going to be studying?
Ben nerede çalışıyor olacaktım?
     Why was I going to be studying?
Ben niçin çalışıyor olacaktım?
     How was I going to be studying?
Ben nasıl çalışıyor olacaktım?
     What will I have studied?
Ben ne çalışmış olacağım?
     What will you have studied?
Siz ne çalışmış olacaksınız?
     What will he have studied?
O ne çalışmış olacak?
     What will we have studied?
Biz ne çalışmış olacağız?
     What will they have studied?
Onlar ne çalışmış olacaklar?
     What will I have studied?
Ben ne çalışmış olacağım?
     When will I have studied?
Ben ne zaman çalışmış olacağım?
     Where will I have studied?
Ben nerede çalışmış olacağım?
     Why will I have studied?
Ben niçin çalışmış olacağım?
     How will I have studied?
Ben nasıl çalışmış olacağım?
     What would I have studied?
Ben ne çalışmış olacaktım?
     What would you have studied?
Siz ne çalışmış olacaktınız?
     What would he have studied?
O ne çalışmış olacaktı?
     What would we have studied?
Biz ne çalışmış olacaktık?
     What would they have studied?
Onlar ne çalışmış olacaktılar?
     What would I have studied?
Ben ne çalışmış olacaktım?
     When would I have studied?
Ben ne zaman çalışmış olacaktım?
     Where would I have studied?
Ben nerede çalışmış olacaktım?
     Why would I have studied?
Ben niçin çalışmış olacaktım?
     How would I have studied?
Ben nasıl çalışmış olacaktım?
     What could I have studied?
Ben ne çalışmış olabilirdim?
     What could you have studied?
Siz ne çalışmış olabilirdiniz?
     What could he have studied?
O ne çalışmış olabilirdi?
     What could we have studied?
Biz ne çalışmış olabilirdik?
     What could they have studied?
Onlar ne çalışmış olabilirdiler?
     What could I have studied?
Ben ne çalışmış olabilirdim?
     When could I have studied?
Ben ne zaman çalışmış olabilirdim?
     Where could I have studied?
Ben nerede çalışmış olabilirdim?
     Why could I have studied?
Ben niçin çalışmış olabilirdim?
     How could I have studied?
Ben nasıl çalışmış olabilirdim?
     What shall I have studied?
Ben ne çalışmış olmalıyım?
     What shall you have studied?
Siz ne çalışmış olmalısınız?
     What shall he have studied?
O ne çalışmış olmalı?
     What shall we have studied?
Biz ne çalışmış olmalıyız?
     What shall they have studied?
Onlar ne çalışmış olmalılar?
     What shall I have studied?
Ben ne çalışmış olmalıyım?
     When shall I have studied?
Ben ne zaman çalışmış olmalıyım?
     Where shall I have studied?
Ben nerede çalışmış olmalıyım?
     Why shall I have studied?
Ben niçin çalışmış olmalıyım?
     How shall I have studied?
Ben nasıl çalışmış olmalıyım?
     What should I have studied?
Ben ne çalışmış olmalıydım?
     What should you have studied?
Siz ne çalışmış olmalıydınız?
     What should he have studied?
O ne çalışmış olmalıydı?
     What should we have studied?
Biz ne çalışmış olmalıydık?
     What should they have studied?
Onlar ne çalışmış olmalıydılar?
     What should I have studied?
Ben ne çalışmış olmalıydım?
     When should I have studied?
Ben ne zaman çalışmış olmalıydım?
     Where should I have studied?
Ben nerede çalışmış olmalıydım?
     Why should I have studied?
Ben niçin çalışmış olmalıydım?
     How should I have studied?
Ben nasıl çalışmış olmalıydım?
     What may I have studied?
Ben ne çalışmış olabilirim?
     What may you have studied?
Siz ne çalışmış olabilirsiniz?
     What may he have studied?
O ne çalışmış olabilir?
     What may we have studied?
Biz ne çalışmış olabiliriz?
     What may they have studied?
Onlar ne çalışmış olabilirler?
     What may I have studied?
Ben ne çalışmış olabilirim?
     When may I have studied?
Ben ne zaman çalışmış olabilirim?
     Where may I have studied?
Ben nerede çalışmış olabilirim?
     Why may I have studied?
Ben niçin çalışmış olabilirim?
     How may I have studied?
Ben nasıl çalışmış olabilirim?
     What might I have studied?
Ben ne çalışmış olabilirdim?
     What might you have studied?
Siz ne çalışmış olabilirdiniz?
     What might he have studied?
O ne çalışmış olabilirdi?
     What might we have studied?
Biz ne çalışmış olabilirdik?
     What might they have studied?
Onlar ne çalışmış olabilirdiler?
     What might I have studied?
Ben ne çalışmış olabilirdim?
     When might I have studied?
Ben ne zaman çalışmış olabilirdim?
     Where might I have studied?
Ben nerede çalışmış olabilirdim?
     Why might I have studied?
Ben niçin çalışmış olabilirdim?
     How might I have studied?
Ben nasıl çalışmış olabilirdim?
     What must I have studied?
Ben ne çalışmış olmak zorundayım?
     What must you have studied?
Siz ne çalışmış olmak zorundasınız?
     What must he have studied?
O ne çalışmış olmak zorunda?
     What must we have studied?
Biz ne çalışmış olmak zorundayız?
     What must they have studied?
Onlar ne çalışmış olmak zorundalar?
     What must I have studied?
Ben ne çalışmış olmak zorundayım?
     When must I have studied?
Ben ne zaman çalışmış olmak zorundayım?
     Where must I have studied?
Ben nerede çalışmış olmak zorundayım?
     Why must I have studied?
Ben niçin çalışmış olmak zorundayım?
     How must I have studied?
Ben nasıl çalışmış olmak zorundayım?

     What is studied?
Ne çalışılır?
     When is it studied?
O ne zaman çalışılır?
     Where is it studied?
O nerede çalışılır?
     Why is it studied?
O niçin çalışılır?
     How is it studied?
O nasıl çalışılır?
     Who is it?
O kimdir?
     What is it?
O nedir?
     When is it?
O ne zamandır?
     How is it?
O nasıldır?
     Why is it?
O niçindir?
     Who am I?
Ben kimim?
     Who are you?
Siz kimsiniz?
     Who is he?
O kimdir?
     Who are we?
Biz kimiz?
     Who are they?
Onlar kim?
     What is it?
O nedir?
     What is this?
Bu nedir?
     What am I?
Ben neyim?
     What is she?
O nedir?
     What are we?
Biz neyiz?
     What are they?
Onlar ne?
     Is it a book?
O bir kitap mıdır?
     Am I lucky?
Ben şanslı mıyım?
------------------------------
     Which book am I studying?
Ben hangi kitabı çalışıyorum?
     Which book are you studying?
Siz hangi kitabı çalışıyorsunuz?
     Which book is he studying?
O hangi kitabı çalışıyor?
     Which book are we studying?
Biz hangi kitabı çalışıyoruz?
     Which book are they studying?
Onlar hangi kitabı çalışıyorlar?
     Which book was I studying?
Ben hangi kitabı çalışıyordum?
     Which book were you studying?
Siz hangi kitabı çalışıyordunuz?
     Which book was he studying?
O hangi kitabı çalışıyordu?
     Which book were we studying?
Biz hangi kitabı çalışıyorduk?
     Which book were they studying?
Onlar hangi kitabı çalışıyorlardı?
     Which book did I study?
Ben hangi kitabı çalıştım?
     Which book did you study?
Siz hangi kitabı çalıştınız?
     Which book did he study?
O hangi kitabı çalıştı?
     Which book did we study?
Biz hangi kitabı çalıştık?
     Which book did they study?
Onlar hangi kitabı çalıştılar?
     Which book do I study?
Ben hangi kitabı çalışırım?
     Which book have I studied?
Ben hangi kitabı çalışmışım?
     Which book had I studied?
Ben hangi kitabı çalışmıştım?
     Which book can I study?
Ben hangi kitabı çalışabilirim?
     Which book will I have studied?
Ben hangi kitabı çalışmış olacağım?
     Which book am I going to study?
Ben hangi kitabı çalışacağım?
     Which book am I going to be studying?
Ben hangi kitabı çalışıyor olacağım?
----------------------------------------
Whom am I talking with?
Ben kiminle konuşuyorum?
     Whom are you talking with?
Siz kiminle konuşuyorsunuz?
     Whom is he talking with?
O kiminle konuşuyor?
     Whom are we talking with?
Biz kiminle konuşuyoruz?
     Whom are they talking with?
Onlar kiminle konuşuyorlar?
     Whom have I talked with?
Ben kiminle konuşmuşum?
     Whom do I talk with?
Ben kiminle konuşurum?
     Whom can I talk with?
Ben kiminle konuşabilirim?
     Whom will I have talked?
Ben kim konuşmuş olacağım?
     Whom am I going to talk with?
Ben kiminle konuşacağım?
     Whom am I going to be talking with?
Ben kiminle konuşuyor olacağım?
----------------------------------------
     Whose black money am I reading?
Ben kimin siyah parasını okuyorum?
     Whose black book am I reading?
Ben kimin siyah kitabını okuyorum?
     Whose book am I studying?
Ben kimin kitabını çalışıyorum?
     Whose book are you studying?
Siz kimin kitabını çalışıyorsunuz?
     Whose book is he studying?
O kimin kitabını çalışıyor?
     Whose book was I studying?
Ben kimin kitabını çalışıyordum?
     Whose book have I studied?
Ben kimin kitabını çalışmışım?
     Whose book do I study?
Ben kimin kitabını çalışırım?
     Whose book can I study?
Ben kimin kitabını çalışabilirim?
     Whose book will I have studied?
Ben kimin kitabını çalışmış olacağım?
     Whose book am I going to study?
Ben kimin kitabını çalışacağım?
     Whose book am I going to be studying?
Ben kimin kitabını çalışıyor olacağım?
------------------------------------
     What is studied?
Ne çalışılır?
     Which is studied?
Hangisi çalışılır?
     When is it studied?
O ne zaman çalışılır?
     How is it studied?
O nasıl çalışılır?
     Where is it studied?
O nerede çalışılır?
     Why is it studied?
O niçin çalışılır?
     Who is it studied by?
O kimin tarafından çalışılır?
     Whom is it studied for?
O kimin için çalışılır?
     What was studied?
Ne çalışıldı?
     Which was studied?
Hangisi çalışıldı?
     When was it studied?
O ne zaman çalışıldı?
     How was it studied?
O nasıl çalışıldı?
     Where was it studied?
O nerede çalışıldı?
     Why was it studied?
O niçin çalışıldı?
     Who was it studied by?
O kimin tarafından çalışıldı?
     Whom was it studied for?
O kimin için çalışıldı?
     What had been studied?
Ne çalışılmıştı?
     Which had been studied?
Hangisi çalışılmıştı?
     When had it been studied?
O ne zaman çalışılmıştı?
     How had it been studied?
O nasıl çalışılmıştı?
     Where had it been studied?
O nerede çalışılmıştı?
     Why had it been studied?
O niçin çalışılmıştı?
     Who had it been studied by?
O kimin tarafından çalışılmıştı?
     Whom had it been studied for?
O kimin için çalışılmıştı?
     What have been studied?
Ne çalışılmış?
     What has been studied?
Ne çalışılmış?
     Which has been studied?
Hangisi çalışılmış?
     When has it been studied?
O ne zaman çalışılmış?
     How has it been studied?
O nasıl çalışılmış?
     Where has it been studied?
O nerede çalışılmış?
     Why has it been studied?
O niçin çalışılmış?
     Who has it been studied by?
O kimin tarafından çalışılmış?
     Whom has it been studied for?
O kimin için çalışılmış?
-----------------------------------
     Whom can it be given?
O kime verilebilir?
     Whom can it be given to?
O kime verilebilir?
     Who can give it?
Kim onu verebilir?
     Whom had it been studied by?
O kimin tarafından çalışılmıştı?
     Whom am I going to be talking with?
Ben kiminle konuşuyor olacağım?
     How is it going to be studied?
O nasıl çalışılacak?
     What will be studied?
Ne çalışılacak?
     What will have been studied?
Ne çalışılmış olacak?
     Which book will have been studied?
Hangi kitabı çalışılmış olacak?
     How will it be studied?
O nasıl çalışılacak?
     Who is it?
O kimdir?
     Whom am I talking with?
Ben kiminle konuşuyorum?
     Whom will I have talked?
Ben kim konuşmuş olacağım?
     Whom can it be given to?
O kime verilebilir?
     Which book will have been studied?
Hangi kitap çalışılmış olacak?
     What does a teacher teach?
Bir öğretmen ne öğretir?

Sunday, 25 October 2015

LANGANA English to Turkish translation engine's comparison with others report

This is a report of LANGANA's success in comparison with currently available other English to Turkish translation engines.


LANGANA has not been completed yet so this is not a comprehensive report which compares all of the attributes of a translation engine.


There is still some way to go for LANGANA to get finished. 


I have begun INTERROGATIVES (namely WHAT have you done?etc.)
IMPERATIVES (Please stop!)

Infinitives (done but requires maintenance)
Present-Past Participles (done but requires maintenance)


COMPLEX SENTENCES (Some work is done for their substructure. AND/OR, BUT, IF, ALTHOUGH, GREATER THAN)


PARTICIPIAL CLAUSES (gerund phrases, participial phrase)
Appositive Phrases
Absolute Phrases


RELATIVE CLAUSES


It looks like at least 9-10 weeks to go.


AT the end of this process, there will be a 70-80 percent working translation engine, much better than any others.


The success after that will depend on the improvement of the dictionaries that I use.  Also, a context sensitive meaning selection mechanism can be done.


Regards.


Ali R+ SARAL

*************************************
CAN tense comparison.txt
*************************************
LANGANA       BING
---------------------------------------------------------
 He can study.
O çalışabilir.     O eğitim görebilirsiniz.
. He can not study.
O çalışmayabilir.    O çalışma değil.
. Can he study?
O çalışabilir mi?    O eğitim alabilirim?
 Can not he study?
O çalışabilemez mi?    O çalışma değil mi?
 He can study science.
O bilim çalışabilir.   Bilim eğitim görebilirsiniz.
. He can not study science.
O bilim çalışmayabilir.   O bilim çalışma değil.
. Can he study science?
O bilim çalışabilir mi?   Bilim eğitim alabilirim?
 Can not he study science?
O bilim çalışabilemez mi?  O bilim çalışma değil mi?
*************************************
future past-would comparison.txt
*************************************
LANGANA       BING
----------------------------------------------------------
 He would study.
O çalışacaktı.     İncelemiş olabilir.
. He would not study.
O çalışmayacaktı.    İncelemiş olabilir değil.
. Would he study?
O çalışacak mıydı?    İncelemiş olabilir?
 Would not he study?
O çalışmayacak mıydı?   İncelemiş olabilir?
 He would study science.
O bilim çalışacaktı.   Bilim incelemiş olabilir.
. He would not study science.
O bilim çalışmayacaktı.   Bilim incelemiş olabilir değil.
. Would he study science?
O bilim çalışacak mıydı?  Bilim incelemiş olabilir?
 Would not he study science?
O bilim çalışmayacak mıydı?  Bilim incelemiş olabilir değil mi?
*************************************
future-will comparison.txt
*************************************
LANGANA       BING
-----------------------------------------------------
He will study.
O çalışacak.     O eğitim göreceksiniz.
. He will not study.
O çalışmayacak.     O çalışma değil.
. Will he study?
O çalışacak mı?     O çalışma?
 Will not he study?
O çalışmayacak mı?    O çalışma değil mi?
 He will study science.
O bilim çalışacak.    Bilim eğitim göreceksiniz.
. He will not study science.
O bilim çalışmayacak.   O bilim çalışma değil.
. Will he study science?
O bilim çalışacak mı?   Bilim eğitim alacaksınız?
 Will not he study science?
O bilim çalışmayacak mı?  O bilim çalışma değil mi?
*************************************
oblique comparison YANDEX.txt
*************************************
LANGANA           YANDEX
--------------------------------------------------------------------
 He studied science with courage.
O yüreklilik ile bilim çalıştı.     Cesaret ile bilim eğitimi aldı.
. He talked to me with courage.
O yüreklilik ile bana konuştu.     Cesaretle benimle konuştu.
. He helped me with courage.
O yüreklilik ile bana yardım etti.    Cesaret ile bana yardım etti.
. He helped the teacher with courage.
O yüreklilik ile öğretmene yardım etti.   Cesaret öğretmen yardım etti.
. He helped Ali with courage.
O yüreklilik ile aliye yardım etti.    Cesaret ile Ali yardım etti.
. He helped the teacher with courage.
O yüreklilik ile öğretmene yardım etti.   Cesaret öğretmen yardım etti.
. He helped me.
O bana yardım etti.        Bana yardım etti.
*************************************
passive google comparison.txt
*************************************
LANGANA        GOOGLE
--------------------------------------------------------------------
 It is studied.
O çalışılır.      Bu incelenmiştir.
. It is not studied.
O çalışılmaz.      O okudu değildir.
. Is it studied?
O çalışılır mı?      O çalışılmıştır?
 Is not it studied?
O çalışılmaz mı?     O okudu değil mi?
 It is studied by Ali.
O ali tarafından çalışılır.   Bu Ali incelenmiştir.<-------------- nbsp="" preposition--="">tarafımdan, tarafımızdan etc. şimdilik bırakıyorum
. It is not studied by me.
O benim tarafından çalışılmaz.  Benim tarafından incelenmiştir değildir.
. Is it studied by me?
O benim tarafından çalışılır mı? Bana göre incelenir?
 Is not it studied by me?
O benim tarafından çalışılmaz mı? Bana tarafından incelenmiştir değil mi?
*************************************
Passive YANDEX comparison.txt
*************************************
 LANGANA          YANDEX
 -----------------------------------------------------------------------------------
 The book has been written by the teacher.
Kitap öğretmen tarafından yazılmış.    Kitap öğretmen tarafından yazılmıştır.
. The book has been written by the teachers.
Kitap öğretmenler tarafından yazılmış.   Kitap öğretmenler tarafından yazılmıştır.
. The book has been written by me.
Kitap benim tarafımdan yazılmış.    Kitap benim tarafımdan yazıldı.
. The book has been written by you.
Kitap sizin tarafınızdan yazılmış.    Kitap tarafından yazıldı.
. The book has been written by him.
Kitap onun tarafından yazılmış.     Kitap onun tarafından yazılmıştır.
. The book has been written by her.
Kitap onun tarafından yazılmış.     Kitabın onun tarafından yazılmıştır.
. The book has been written by it.
Kitap onun tarafından yazılmış.     Kitap tarafından yazıldı.
. The book has been written by us.
Kitap bizim tarafımızdan yazılmış.    Kitap bize tarafından yazıldı.
. The book has been written by them.
Kitap onların tarafından yazılmış.    Kitabın onlar tarafından yazılmıştır.
*************************************
past participle comparison.txt
*************************************
LANGANA       BING
------------------------------------------
 He had studied.
O çalışmıştı.     O eğitimi.
. He had not studied.
O çalışmamıştı.     O eğitimi değil.
. Had he studied?
O çalışmış mıydı?    O eğitimi?
 Had not he studied?
O çalışmamış mıydı?    O okudu değil mi?
 He had studied science.
O bilim çalışmıştı.    O bilim eğitimi.
. He had not studied science.
O bilim çalışmamıştı.   O bilimi okudu değil.
. Had he studied science?
O bilim çalışmış mıydı?   O bilim eğitimi?
 Had not he studied science?
O bilim çalışmamış mıydı?  O bilimi okudu değil mi?
*************************************
past tense comparison.txt
*************************************
*************************************
LANGANA       BING
-------------------------------------------------
 He studied.
O çalıştı.      O okudu.
. He did not study.
O çalışmadı.     O çalışma değil.
. Did he study?
O çalıştı mı?     Çalıştın mı?
O çalışmadı mı?
 He studied science.   O çalışma değil mi?
 He studied science.
O bilim çalıştı.    Bilimi okudu.
. He did not study science.
O bilim çalışmadı.    Bilim incelemiş değil.
. Did he study science?
O bilim çalıştı mı?    Bilim çalıştın mı?
Did not he study science?
O bilim çalışmadı mı?   Bilim incelemiş değil?
*************************************
possessive comparison YANDEX.txt
*************************************
LANGANA             YANDEX
-----------------------------------------------------------------------------------------
 My teacher talked with my mother.
Benim öğretmenim benim anam ile konuştu.    Öğretmenim annemle konuşmuş.
. My sister talked with my brother.
Benim kız kardeşim benim erkek kardeşim ile konuştu. Kız kardeşim, erkek kardeşim ile konuştuk.
. My sister talked with Ali's brother.
Benim kız kardeşim alinin erkek kardeşi ile konuştu. Kardeşim Ali kardeşi ile konuştuk.
. Ali's sister talked with my brother.
Alinin kız kardeşi benim erkek kardeşim ile konuştu. Ali'nin kız kardeşim ile konuştuk.
. The teacher's son talked with me.
Öğretmenin oğulu benim ile konuştu.      Öğretmen oğlu benimle konuştu.
. I talked with the teacher's son.
Ben öğretmenin oğulu ile konuştum.      Öğretmen oğlu ile konuştum.
*************************************
Prepositions comparison YANDEX.txt
*************************************
LANGANA              YANDEX
-------------------------------------------------------------------------------------------
 He talked with the teacher with courage.
O yüreklilik ile öğretmen ile konuştu.      Cesaret öğretmen ile konuştu.
. He talked with his teacher in the classroom.
O sınıfın içinde onun öğretmeni ile konuştu.    Sınıfta öğretmeni ile konuşuyordu.
. He talked with the teacher in the classroom.
O sınıfın içinde öğretmen ile konuştu.      Sınıfta öğretmeni ile konuşuyordu.
. He talked with the teacher about the classroom.
O sınıf hakkında öğretmen ile konuştu.      Sınıfta öğretmeni ile konuşuyordu.
. He talked with me about the classroom.
O sınıf hakkında benim ile konuştu.       Sınıf hakkında benimle konuştu.
. He talked with the teacher about the classroom.
O sınıf hakkında öğretmen ile konuştu.      Sınıfın öğretmeni ile konuşuyordu.
. He talked with my teacher about the classroom.
O sınıf hakkında benim öğretmenim ile konuştu.    Sınıf hakkında öğretmenimle konuştu.
. He talked with Ali about the classroom.
O sınıf hakkında ali ile konuştu.       Sınıf hakkında Ali ile konuştu.
. He talked with Ali's teacher about the classroom.
O sınıf hakkında alinin öğretmeni ile konuştu.    Sınıfın Ali'nin öğretmeni ile konuşuyordu.
 At the door he stood.
Kapıda o durdu.            Kapıda durdu.
. At the door he did not stand.
Kapıda o durmadı.           Kapıda durmak yoktu.
*************************************
Prepositions comparison2  YANDEX.txt
*************************************
 LANGANA            YANDEX
-------------------------------------------------------------------------------------------
 He studied science with courage of curiosity.
O merakın yürekliliği ile bilim çalıştı.    Merak cesaretle bilimi eğitimi gördü.
. He studied science with curiosity of students.
O öğrencilerin merakı ile bilim çalıştı.    Öğrencilerin merakla bilimi eğitimi gördü.
. He studied science with patience of students.
O öğrencilerin sabırı ile bilim çalıştı.    Öğrencilerin sabırla bilimi eğitimi gördü.
. He invited the student to the school of science.
O bilimin okuluna öğrenciyi davet etti.     Fen Bilimleri Fakültesi öğrenci davet etti.
. The school of science helps the society.
Bilimin okulu topluma yardım eder.      Fen Bilimleri Fakültesi topluma yardımcı olur.
. The school of science of ITU helps the society.
Itunun biliminin okulu topluma yardım eder.    İTÜ Fen Bilimleri Fakültesi topluma yardımcı olur.
. The science of animals of the sea helps the society.
Denizin hayvanlarının bilimi topluma yardım eder.  Deniz hayvanları bilimi Derneği yardımcı olur.
. The yellow thick book of psychology may have contained valuable information for the students of neurology.
Psikolojinin sarı renk kalın kitabı sinirbilimin öğrencileri için değerli bilgi içermiş olabilir.    Psikolojinin sarı kalın kitabı nöroloji öğrenciler için çok değerli bilgiler olabilir.
. Ali read the book of politeness of gentlemen.
Ali gentlemenin kibarlığının kitabını okur.    Ali baylar nezaket kitabı okuyun.
. Ali read the book of their king.
Ali onların krallarının kitabını okur.     Ali kralları kitabını okudum.
. Ali read the book of politeness of your king.
Ali senin kralının kibarlığının kitabını okur.   Ali kralının nezaket kitabı okuyun.
*************************************
present perfact tense comparison.txt
*************************************
 LANGANA       BING
 ----------------------------------------------------
 He has studied.
O çalışmış.       O eğitim gördü.
. He has not studied.
O çalışmamış.      O okudu değil.
. Has he studied?
O çalışmış mı?      O okudu?
 Has not he studied?
O çalışmamış mı?     O okudu değil mi?
 They have studied.
Onlar çalışmışlar.     Onlar inceledik.
. They have not studied.
Onlar çalışmamışlar.    Onlar inceledik değil.
. Have they studied?
Onlar çalışmışlar mı?    Onlar incelediniz mi?
 Have not they studied?
Onlar çalışmamışlar mı?    Onlar inceledik değil mi?
 He has studied science.
O bilim çalışmış.     Bilim eğitim gördü.
. He has not studied science.
O bilim çalışmamış.     Bilim okudu değil.
. Has he studied science?
O bilim çalışmış mı?    Bilim eğitim gördü?
 Has not he studied science?
O bilim çalışmamış mı?    Bilim okudu değil mi?
 They have studied science.
Onlar bilim çalışmışlar.   Bilim eğitim görmüştür.
. They have not studied science.
Onlar bilim çalışmamışlar.   Onlar bilim eğitimi değil.
. Have they studied science?
Onlar bilim çalışmışlar mı?   Bilim incelediniz mi?
 Have not they studied science?
Onlar bilim çalışmamışlar mı?  Onlar bilim eğitimi değil mi?
*************************************
present tense comparison.txt
*************************************
LANGANA       BING
 He studies.
O çalışır.      O okuyor.
. He does not study. 
O çalışmaz.      O çalışma değil.
. Does he study?
O çalışır mı?     İncelemiş mi?
 Does not he study? 
O çalışmaz mı?     O çalışma değil mi?
 They study.    
Onlar çalışırlar.    Bunlar çalışma.
. They do not study. 
Onlar çalışmazlar.    Bunlar çalışma değil.
. Do they study?
Onlar çalışırlar mı?   Onlar sürüyor?
 Do not they study?
Onlar çalışmazlar mı?   Bunlar çalışma değil mi?
 He studies science.
O bilim çalışır.    O bilim okuyor.
. He does not study science.
O bilim çalışmaz.    O bilim çalışma değil.
. Does he study science?
O bilim çalışır mı?    Bilim incelemiş mi?
 Does not he study science?
O bilim çalışmaz mı?   O bilim çalışma değil mi?
 They study science.
Onlar bilim çalışırlar.   Bunlar bilim çalışma.
. They do not study science.
Onlar bilim çalışmazlar.  Bilim eğitim değil.
. Do they study science?
Onlar bilim çalışırlar mı?  Onlar bilim sürüyor?
 Do not they study science?
Onlar bilim çalışmazlar mı?  Bilim eğitim değil?
*************************************
theseThose Comparison YANDEX.txt
*************************************
LANGANA         YANDEX
------------------------------------------------------------------
 These books are important.
Bu kitaplar önemlidir.     Bu kitaplar önemlidir.
. Those books are important.
Şu kitaplar önemlidir.     Bu kitaplar önemlidir.
. I bought these books.
Ben bu kitapları satın aldım.   Bu kitapları aldım.
. I bought those books.
Ben şu kitapları satın aldım.   Bu kitapları aldım.
. I bought blue books.
Ben mavi kitaplar satın aldım.   Mavi kitap aldım.
. Blue books are important.
Mavi kitaplar önemlidir.    Mavi kitaplar önemlidir.
. The blue books are important.
Mavi kitaplar önemlidir.    Mavi kitaplar önemlidir.
. This book is important.
Bu kitap önemlidir.      Bu kitap önemli.
. That book is important.
Şu kitap önemlidir.      Bu kitap önemli.
. I bought this book.
Ben bu kitabı satın aldım.    Bu kitabı satın aldım.
. I bought that book.
Ben şu kitabı satın aldım.    O kitabı aldım.
 These data strongly support a genetic contribution to schizophrenia.
Bu veri şizofreniye bir kalıtsal kalıtımı kuvvetle destekler.  Bu veriler güçlü şizofreni için genetik bir katkı desteği.
*************************************
adverb comparison YANDEX
*************************************
LANGANA
 I am happy.
Ben mutluyum.
. I am not happy.
Ben mutlu değilim.
. Am I happy?
Ben mutlu muyum?
 Am I not happy?
Ben mutlu değil miyim?
YANDEX
Mutluyum. +
Mutlu değilim. +
Mutlu muyum? +
Mutlu değilim? <---------- br="" error="">------------------------------------------
LANGANA
 I am very happy.
Ben çok mutluyum.
. I am not very happy.
Ben çok mutlu değilim.
. Am I very happy?
Ben çok mutlu muyum?
 Am I not very happy?
Ben çok mutlu değil miyim?
YANDEX
Çok mutluyum. +
Çok mutlu değilim. +
Çok mutlu muyum? +
Çok mutlu değilim? <---------- br="" error="">-------------------------------------------
LANGANA
 He could quickly give me the book.
O kitabı bana çabucak verebilirdi.
. He could give me the book quickly.
O çabucak kitabı bana verebilirdi.
. He could not quickly give me the book.
O kitabı bana çabucak veremeyebilirdi.
. He could not give me the book quickly.
O çabucak kitabı bana veremeyebilirdi.
YANDEX
Hızlı bir şekilde kitabı bana verdi. <---------- br="" error="">Bana kitabı hızlı bir şekilde verebilir.  <---------- br="" error="">Hızlı bir şekilde kitabı bana vermezdi. <---------- br="" error="">Bana kitabı hızlı bir şekilde verebilir. <---------- br="" error="">-------------------------------------------
LANGANA
. Could he quickly give me the book?
O kitabı bana çabucak verebilir miydi?
 Could he give me the book quickly?
O çabucak kitabı bana verebilir miydi?
 Could not he quickly give me the book?
O kitabı bana çabucak veremeyebilir miydi?
 Could not he give me the book quickly?
O çabucak kitabı bana veremeyebilir miydi?
YANDEX
Hızlı bir şekilde kitabı bana verebilir mi? +
Bana kitabı ver çabuk olabilir mi? <---------- br="" error="">O hızla kitabı bana verebilir misiniz? <---------- br="" error="">O kitabı bana ver çabuk değil mi? <---------- br="" error="">--------------------------------------------
LANGANA
 He could not give me the book.
O kitabı bana veremeyebilirdi.
. He could not give.
O veremeyebilirdi.
. He does not give.
O vermez.
YANDEX
Kitabı bana vermezdi. <--------------- br="" error="">Vermezdi. <--------------- br="" error="">Mu? " diye sordu. <------------ br="" error="">--------------------------------------------
. Could he give?
O verebilir miydi?
 Does he give?
O verir mi?
 Could not he give?
O veremeyebilir miydi?
LANGANA
 Verebilir mi? <------------ br="" error="">Veriyor mu? <------------ br="" error="">O verebilirdi. <------------ br="" error="">--------------------------------------------
 Could not he give me the book?
O kitabı bana veremeyebilir miydi?
LANGANA
O kitabı bana verebilir misiniz? <---------- br="" error="">--------------------------------------------
LANGANA
He gave me the book.
O kitabı bana verdi.
. He did not give me the book.
O kitabı bana vermedi.
. Did he give me the book?
O kitabı bana verdi mi?
 Did not he give me the book?
O kitabı bana vermedi mi?
YANDEX
Bana bu kitabı verdi. +
Bana kitabı vermedi. +
Bana kitabı verdi mi? +
O bana kitabı vermedi? +